Myspace

zümrütçe - Blogcu



zümrütçe

internette sörf yaparken para kazanın

• 21/5/2007 - UÇHİSAR

 

    Yazın Kapadokya'ya gitmiştim,burası da Uçhisar.O tepeye muhakkak çıkmak lazım.Çıkanlar bilirler...Tarih,gizem,mükemmellik,egzotiklik...Çok değişik duygu yoğunluğu.Bu tamamen sizin duygu ve hayal dünyanıza bağlı...

önceki yorumları görmek ister misin (8) :: yorum :: Bağlantı

• 14/5/2007 - Ordu'dan Manzaralar

 

    Objektifime takılan tarihi bir yapı....

 

 

    Burası da seyirlik bir tepe, Boztepe....

önceki yorumları görmek ister misin (7) :: yorum :: Bağlantı

• 27/4/2007 - BU GECE EN HÜZÜNLÜ ŞİİRİ YAZABİLİRİM

Kategori: SIIRLER

 

Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim
Şöyle diyebilirim: gece yıldızla dolu
Ve yıldızlar, masmavi titreşiyor uzakta
Şakıyarak dönüyor gökte gece rüzgarı.
Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim
Sevdim ben onu, o da beni sevdi bir ara.
Kollarıma aldım bu gece gibi kaç gece
Kaç defa öptüm onu sonsuz göğün altında
Sevdi beni o ben de bir ara onu sevdim
O durgun, iri gözler sevilmez miydi ama

 

Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim.
Yokluğunu düşünüp, yitmesine yanmakla
Duyup geceyi, onsuz daha engin geceyi.
Ota düşen çiy gibi, düşmekle şiir cana
Ne gelir elden, sevgim onu tutamadıysa.
Gece yıldız içinde, o yoldaş değil bana
Hepsi bu. uzaklarda şarkı söylüyor biri.
Yüreğim dayanmıyor yitmesine kolayca
Gözlerim arar onu, yaklaştırmak ister gibi
Yüreğim arar onu, o yoldaş değil bana

 

Artık sevmiyorum ya nasıl, nasıl sevmiştim
Sesim arar rüzgarı ulaşmak için ona
Ellere yar olur. öpmemden önceki gibi.
O ses, ışıl ışıl ten ve sonsuz bakışlarla
Artık sevmiyorum ya severim belki yine
Ne uzundur unutuş ah ne kısadır sevda
Böyle gecelerde kollarıma aldım çünkü
Yüreğim dayanmıyor yitmesine kolayca

                                                                                                                               Belki bana verdiği son acıdır bu acı
   Belki son şiirdir bu yazdığım şiir ona

                                            Pablo Neruda

önceki yorumları görmek ister misin (2) :: yorum :: Bağlantı

• 18/4/2007 - DOMATES SOSLU MAKARNA

Kategori: YEMEK TARIFLERI

 

    Merhaba!Makarna kolay bir yemek ama eğer bazı kurallara dikkat etmezseniz bu kolay yemeğiniz başarısızlıkla sonuçlanabilir.Lezzeti yakalamak için nelere dikkat etmeliyiz?Ben bunun püf noktalarını deneyimlerim sonucu keşfettim.Sizlere aktarayım:

1.Makarna haşlıyacağınız tencere derin ve geniş olmalı.

2.Suyu bolca kullanıp iyice kaynatmalısınız ve hararetli kaynayan suda haşlamaya devametmelisiniz..

3.11-12 dakika yeterli,gene de siz tadına bakarak karar verin.

4.Makarnayı süzgeçte süzün ama soğuk suya tutmanız taraftarı değilim.

5.Yağı ısıtın ama aşırı değil.

6.Makarnayı süzgeçte çok fazla bekletmeyin ve sık sık hareket ettirin ki yapışmasın.

7.Makarnaları süzgeçten geniş bir kaba aktarın,sıcak tenceresine sakın geri dökmeyin.

8.Isıttığınız yağı  makarnanın üzerine gezdirerek karıştırın.

    Ayrıca,haşlama suyuna selva makarnaları eklemeden önce tuz ve 1 tatlı kaşığı kadar yağ eklemeyi unutmayın!

    Gelelim sosa...Bugün sizin için seçtiğim sos sebze sosu.Sağlık sebze ve meyvededir ne de olsa değil mi?Bu sosa İtalyanlar Napoliten sos diyorlarmış.ildik sebzelerden ve kolay bir sos.Birkaç domatesi rendeleyin.Sıvıyağda halka doğradığınız bir yeşil biberi 2-3 dakika çevirin,domates ve dilimlediğiniz sarmısakları da ekleyin,birkaç dakika daha kavurun.Altını kapatıp doğranmış maydonozları ekleyin.Ben bu sosa şöyle 1-2 yemek kaşığı kadar nar ekşisi de ekliyorum.Ekşi sevmeyenler az ekleyebilir.Nar ekşisi ile yemeğimize daha çok sağlık kattık değil mi?Ben bazen buna ek olarak üzerine beyaz peynir de ekliyorum.Önerimi uygularsanız eğer benimle paylaşır mısınız?Önerilerim bir fark yarattı mı bilmek isterim,paylaşırsanız sevinirim.Afiyet olsun....

 

                          

önceki yorumları görmek ister misin (9) :: yorum :: Bağlantı

• 16/4/2007 - SAÇ KAVURMA

 

    Merhaba!Profilimde de belirttiğim gibi şu an Rize'de yaşıyorum ama aslında ben Mersinliyim.Bizim o tarafların yöresel yemeklerinden biridir saç kavurma.Çok yemişimdir Mersin'de.Ama hayatımın en güzel saç kavurmasını Rize'de DAĞMARAN isimli yöresel yemekler lokantasında yedim.Birgün Rize'ye gelirseniz siz de bu harika yemeği mutlaka tadmalısınız.DAĞMARAN'da aynı zamanda menemen de mükemmel.Gerçekten bu lezzette bir menemen ve saç kavurması ile başka hiçbir yerde karşılaşmadım.Mıhlama,lahana sarması gibi yemekler de var burada.Ayrıca başka yöresel yemekler de var sanırım.Birkaç defa mıhlamayı da denemiştim.Güzel fakat mıhlama bana dokunuyor yağlı olduğu için.Ben bir kaç lokmadan fazla yiyemiyorum.Ayrıca saç kavurması ve menemenin lezzetine karşılık daha az lezzetli  bir yemeği yemeyi tercih edemiyorum.Fotoğraf makinamın ayarında bir oynama olmuş,çok parlak olduğu için fotoğraf güzel çıkmamış.Üstelik yemeye başladıktan sonra çekmiştim :))Bu nedenlerle pek güzel bir fotoğraf olmadı.Bu lokanta Rize'nin yeşil sıradağları üzerinde bir sırtta kurulu,bir tarafı denize,diğer tarafı ise arkadaki yeşil dağ ve tepelere bakıyor.Yani manzarası da mükemmel.Şehir merkezinden dağ eteğine doğru tırmanıyorsunuz,yeşil çaylıklar arasındaki yamaçlarda kâh tırmanarak,kâh kıvrılarak 10 dakika kadar yol alıyorsunuz.Rize ve Karadeniz aşağıda tamamen ayaklarınızın altında,yeşil ve mavi,içinize yayılacak bir  ferahlık sizi bekliyor.Aslında burada çok fotoğrafım var ama hepsinde ben de varım.Yakında uygun fotoğraflar çekip koyarım.

    Arkadaşlar belki sözlerim sanki bu lokantanın reklamını yapıyomuşum gibi bir hava uyandırmış olabilir.Kesinlikle böyle bir niyetim yok.Ben sadece Rize'ye gelirseniz gidecek otantik yerler arasında bilginiz olsun diye anlatıyorum.Ben gezip görmeyi seven,aynı zamanda da araştırmacı olduğum halde buranın varlığından ancak 3-4 ay sonra haberim olmuştu.Bir dahaki gidişimde size güzel fotoğraflar çekeyim en iyisi.Yemeklere de dalmadan sizin için sabredip görüntüleyeyim. :))    

önceki yorumları görmek ister misin (11) :: yorum :: Bağlantı

• 11/4/2007 - KIZILCIK KOMPOSTOSU

Kategori: ICECEKLER

 

    Merhaba!Renk ne kadar güzel değil mi?Sadece rengi değil tadı da güzel.Yapmanız gereken tek şey kızılcık mevsiminde kızılcıkları ayıklayıp yıkamanız ve paketleyerek derindondurucuya atmanız.Canınız komposto istediğinde suya atıp kaynatın,soğutun,biraz şeker ekleyin,tanelerini de süzün isterseniz.Alın size doğal ve tadına doyulmaz bir içecek.Afiyet olsun.... 

önceki yorumları görmek ister misin (7) :: yorum :: Bağlantı

• 8/4/2007 - kimsesizlik ve ölüm üzerine

    Merhaba arkadaşlar,birgün öykü yazma niyetiyle aşağıdaki satırları kaleme almıştım.Ama uzun zaman olmasına rağmen devamını getiremedim,öylece kaldı.Bundan sonra da devamettireceğimi zannetmiyorum.O yüzden sizlerle paylaşıyorum şimdi...

 

    Uyumak için yatağa atmıştı kendini.Açık pencereden içeriye temiz hava püfür püfür esiyordu.Serin yatağı hissedince içinden “ oh ” çekti.Ama az sonra vücudunun sıcaklığıyla yatağın da ısınacağını biliyordu.O zaman da ,ayaklarını ve bazen de yüzünü yatağın diğer bölümlerinde gezdirip duracaktı her zamanki gibi.Uyku ne kadar tatlıydı.Az önce salonda uyuyakalmıştı.Kocası onu yatağında uyuması için zorla kaldırmıştı.Dişlerini bile fırçalamadan gelip yatağına yatmıştı.
dişlerinde başlayan çürük başlangıcı nedeniyle dişlerine daha iyi bakması gerekiyordu.O yüzden dişlerini fırçalamadığı için vicdan azabı duyuyordu.Genç yaşta ön dişlerini yaptırmak istemiyordu.Ayaklarını yatağın ısınmış bölümünden çekip serin taraflara götürdü.Üzerine nevresimi bile almamıştı.Bu sırada kocası da gelip yatağa yattı.Sabah kocası işe gidecekti.Kendisinin işe gitmeyeceğini ,sabah geç kalkabileceğini düşününce içi rahatladı.İstediği kadar uyuyabilecekti...i

      Kocası çoktan uykuya dalmıştı.Ama kendisi halâ uyuyamamıştı.Düşünceleri ordan oraya atlayıp duruyordu.Bu sırada bir bebek ağlaması duydu.Alt dairenin bebeğiydi bu.4-5 aylıktı.Bazen gece,bazen sabah erkenden bebeğin ağlama seslerini duyuyordu.Bebeğin ağlama sesini duyunca “ kimbilr gecede kaç defa uyanıyor? ” diye düşünüyordu.O zaman kendisinin ne kadar rahat olduğunu düşünüp yastığına daha bir keyifle sarılıyordu. Ama bu sefer aklına birden bire kimsesizler yurdundaki bebekler geldi.O bebekler de geceleri ağlıyordu muhakkak.Belki on, belki yirmi tane bebek…Geceleri onlar da ağlayıp mama ya da ilgi istedikleri zaman onlarla ilgilenen oluyor muydu acaba?O minicik bebekler hıçkıra hıçkıra ağladıklarında,sadece sevgi, ilgi istediklerinde istediklerini alabiliyorlar mıydı?Yoksa bunun yerine şamar mı yiyorlardı?Popolarına kötek mi yiyorlardı,hırpalanıyorlar mıydı? Bütün bunları düşününce içi sızladı.Hayatta hiç kimsesi olmamak!Küçücük bir bebek!Tamamen başkalarına muhtaç!Dünyayı hiç tanımayan!Kendini bile bilmeyen!İnsanı,hayvanı ya da bitkiyi ayırt edemeyen!Bağlanmak için birilerine ihtiyaç duyan!Kendisini sevecek,koruyacak birini arıyan! Bir bebek ağladığında kucaklanmak ister,sevilmek ister, okşanmak ister,tatlı tatlı konuşulsun ister.Onlara bakan bakıcılar bunları mı yapıyordu acaba?Yoksa azarlayıp korkutuyorlar mıydı bu yavrucakları?O minicik yavruların emanet edildiği o insanlar bunun tamamen bir şans ya da kader işi olduğunu düşünüyorlar mıydı hiç?O kimsesiz bebeklerin yerinde onlar da olabilirdi. ” Ben de olabilidim “ diye düşündü içi sızlayarak.Herkes olabirdi
bebeklerin yerinde.Ama piyango bu minik yavrucaklara çıkmıştı.Yapayalnız,koskocaman dünyada tek başına!Horlanmış,atılmış…Ya da anası babası ölmüş,diğer akrabalarınca istenmeyen ….Bir cami avlusuna bırakılmış…Ya da bir çöplüğe atılmış, onu canı pahasına koruması gerekenler tarafından…İstenmeyen…Ya da nefret edilen...Bir tecavüz mahsülü olarak dünyaya gelen ya da…Onların yerinde biz de olabilirdik.Olamaz mıydık?O minicik eller bizim elimiz olabilirdi.Olamaz mıydı? Bugün dünyada belki paramız, pulumuz var.Herşeyimiz var belki.Belki her şeyimizden fazlası da var.Öyle ki, belki dişimize bile pırlantalar takacak,bir kol çantasına 6 000 ytl verecek,sadece 1-2 kez giyeceğimiz bir elbiseye 10 000 ytl verecek kadar paramız var da var.Belki araba kolleksiyonu yapacak kadar,ya da bir uçak parasını bir yüzüğe verecek kadar çok paramız var.Belki dünyaya bu minik yavrucaklar kadar şanssız gelmemiştik.Peki yarınlarımız garantili miydi ?Kolsuz,bacaksız kalmayacağımız,yataklara düşmeyeceğimiz,başımıza büyük bir bela gelmiyeceği…Sakat biri olarak sokaklara düşmeyeceğimiz.Allah ’ ın gazabı üzerimizden uzak olsun.Kötü düşüncelerden bahsedilince tahtaya vurmakla geleceğimizi garanti altına alamayız.Geleceğimizi hiçbir şekilde garanti altına alamayız.Hiç değilse Allah ’ ın bize verdiklerinden ,O ’ na şükrümüzü bildirmek için fazlasıyla vermeliyiz.Onun bize verdiklerini saçmasapan işlerde kullanarak değil ihtiyacı olanlara vererek! “ Tam otuz beş yıldır şu dünyada yaşıyorum,yaşamaya çalışıyorum.Her an ölebilirim.Ne zaman öleceğim belli değil.Bunu ne ben biliyorum,ne de başkaları.Kimse ne zaman öleceğini bilmiyor.Ölüm neden özellikle geceleri daha çok hatırlatıyor kendini? ” diye düşündü.İçini ürperti kapladı.Şu an bir kalp krizi geçirebilirdi ya da bir uçak gelip evinin tam üzerine düşebilirdi.Ya da içinde yaşadığı bu apartman çatırdayarak yıkılabilirdi.Pencereden giren bir arı gelip onu sokabilirdi ve alerjik bir durum ortaya çıkıp kısa zamanda ölümüne sebep olabilirdi. “ Sonumuz Allah ’ a kalmış “ diye düşündü.Çocukluğunu hatırladı.O zamanlar küçük bir kasabaydı yaşadığı yer.Ölenlerin çoğunu tanımazdı.Oysa şimdi ölenlerin bir çoğunu tanıyordu.Eee,ne de olsa otuz beş yaşına gelmişti.Küçük bir çocukken bir türlü anlam veremediği , ne olduğunu anlamaya çalıştığı “ ölüm ” şimdi tanıdığı insanlar arasında kol geziyordu.Tanıdığı insanları alıyordu ölüm birer,ikişer…Sonunda muhakkak sıra kendine
gelecekti.Ne zaman olduğunu da birtek Allah bilirdi.Ölümle başlıyacak olan azap dolu anlar…Kaçışı yok…Hepimizin korktuğu,kaçmak istediği ama kaçamıyacağı…Şu ölüm üzerine edebiyat parçalayan şiirler geldi aklına.Göğsünü gere gere ölümden korkmadığını anlatan falan.Keşke mümkün olsaydı da gittikleri yerden bir de şimdiki düşünceleri sorulsaydı onların...Bakalım gene aynı sözleri tekrar edebilecekler miydi?

önceki yorumları görmek ister misin (3) :: yorum :: Bağlantı

• 6/4/2007 - ZÜMRÜTÇE'DE BUGÜN NE VAR?

 

    Merhaba!Yukarıdaki fotoğrafı görünce aklıma böyle bir espri geldi.Ziyaret etmek isteyenler için sitenin adresi üzerinde yazıyor.Çok uzun cümlelerde yazı küçülüyor,okunamıyor.O yüzden kısa yazmak gerekiyor.Çoğunuz tabi ki biliyor ama yine de bilgisi olmayanlar için söylemek istedim.Ben de bloğumu yeni açtığım dönemlerde görmüştüm ama ancak vakit buldum ziyaret etmeye.Değişik fotoğraflardan yararlanarak çeşitli espriler yapabilirsiniz arkadaşlarınıza...Bu arada yeni müziğimi nasıl buldunuz?....

önceki yorumları görmek ister misin (1) :: yorum :: Bağlantı

• 5/4/2007 - KÖR KUYU

 

Günlerden bir gün, köylerden birinde, adamın birinin eşeği,

 kuyunun birine düşmüş.
Niye düşer, nasıl düşer sormayın.

Eşek bu. Düşmüş işte.
Belki kör bir kuyuydu, ağzı tahtayla kapatılmıştı belki, üzerine de toprak dökülmüştü.
Zamanla tahta çürüdü, zayıfladı, toprakta biten otları yemek isteyen eşeğin ağırlığını çekemedi ve güm !
Hayvancık saatlerce acı içinde kıvrandı, bağırdı kendi dilinde.

Ayıptır söylemesi, anırdı yani.
Sesini duyan sahibi gelip baktı ki vaziyet kötü.
Zavallı eşeği kuyunun dibinde melul mahzun bakınıyor.
Üstelik yaralanmış.
Karşılaştığı bu durumda kendini eşeği kadar zavallı hisseden adamcağız köylüleri yardıma çağırdı.
Ne yapsak, ne etsek, nasıl çıkarsak soruları havada kaldı.

     Sonunda karar verildi ki kurtarmak için çalışmaya değmez.
Tek çare, kuyuyu toprakla örtmek!
Ellerine aldıkları küreklerle etraftan kuyunun içine toprak attılar.
Zavallı hayvan, üzerine gelen toprakları, her seferinde silkinerek dibe döktü.
Ayaklarının altına aldığı toprak sayesinde her an biraz daha yükseldi  ve sonunda yukarıya kadar çıkmış oldu.  
Köylüler ağzı açık bakakaldı...

* * *


Hayat, bazen bizim de üzerimize abanır.

(Ne bazeni, çoğu zaman.)

Toz toprakla örtmeye çalışanlar çok olur.

Bunlarla başetmenin tek yolu, yakınıp sızlanmak değil, düşünüp silkinmek ve kurtulmak, aydınlığa adım atmaktır.

Kör kuyuda olsak bile...

 

                                                               ALINTIDIR

önceki yorumları görmek ister misin (1) :: yorum :: Bağlantı

• 4/4/2007 - MUTFAĞINIZA UYUMLU ELMALI KURABİYE

   

    Merhaba!Size şimdi vereceğim tarif mutfak şartlarınıza uyumlu,evde yumurta ya da pudra şekeri kalmamışsa sizi zora sokmaz,geç bir vakitte evde yumurta ya da pudra şekeri kalmadığı durumlarda bunları kullanmadan da elmalı kurabiyenizi yapabilirsiniz :)) 

    Malzemeler:1 çay bardağı yoğurt,1,5 çay bardağı pudra şekeri (yoksa toz şeker de olabilir),250 gram oda sıcaklığında margarin,1 vanilya,kabartma tozu,yeterince selva un,isteyenler 1 yumurta (ben koymuyorum) da ekleyebilir.Gördüğünüz gibi bu kurabiye mutfak şartlarınıza uyumlu :))

    İç malzemesi:3-4 elmanın rendesi,3 yemek kaşığı (ayarlayabilirsiniz isteğinize göre)toz şeker,biraz ceviz,tarçın.

    Yapılışı:Yoğurt,yumurta,şeker,vanilya,margarin,kabartma tozunu karıştırın ve unumuzdan ekleyerek yoğurun.Kulak memesi yumuşaklığında ayarlayın kıvamını.Yani ne çok sert, ne cıvık olmalı hamurumuz.Ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp yuvarlak açın,kıyısına iç malzemesinden koyup yuvarlayarak rulo yapın.Ya da bezeyi kare şeklinde açıp iki kenarını katlayın,fotoğraftaki şekli verin,tercih size kalmış...170 derece civarında pişirebilirsiniz.Pişince üzerine pudra şekeri de serpebilirsiniz.Afiyet olsun....

önceki yorumları görmek ister misin (11) :: yorum :: Bağlantı

içerik

düşündüren öyküler,yemek tarifleri,şiirler öykü,öyküler,düşündüren,düşündüren öykü,deneme,denemeler,makale,makaleler,yemek, yemekler,tarif,tarifler,yemek tarifi,kedi,kediler,fıstık,şiir,şiirler,içimden gelenler,mutfak,aydıncık,mersin aydıncık,içimden gelenler








Türkçe Arama Motoru, Web, Altyazı, Email Arama Motoru ve Portalı

acikdizin.com

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
Blog RSS




Kategoriler

Arkadaşlar

okayyildiz
sukranca
melissa2
sibelcan
cicibisiiy
sadakat
1984nilufer
susam
yildizcaa
evkedisi
rastgele66
afranur
aysece
kucukmutfagim
zehra50
yemekoloji
mutfaktayim
leziz
yemektariflerimiz
illedeyemek
nurlayemek
sacbakimiyontemleri
makyajteknikleri
vacations
besthotels
sifalibitkilerimiz



Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:13
| Sonraki Sayfa